Hamilelikte Sırt Ağrısı İçin İpuçları

Hamilelik dönemi yalnızca rahim bölgesinde değil vücudun her bölgesinde geçirilen bir dönemdir. Özellikle bebek kilo almaya başladıktan sonra anne adaylarının sırt ve bel ağrıları artar. Bu durum bazen annenin ağrıdan ağlamasına kadar gider. Tüm bunların önüne geçmek adına hamilelikte sırt ağrısı için ipuçları yazılarından sizler için derlemeler yaptık.

Sırt Ağrısının Sebepleri

Hamilelik döneminde annelerin neredeyse hepsi sırt ve bel ağrısı çekerler. Bunun sebebi hem bebeğin büyümesi ve ağırlaşması hem de annenin vücudunun taşıyabileceği kilodan fazlasını kısa sürede almasıdır. Ayrıca yanlış uyku pozisyonları, egzersiz yaparken bedeni çok zorlamak, az su içmek de bel ve sırt ağrılarında etkili olur.

Bir diğer sebep ise karın bölgenizdeki kasların zayıf olmasıdır. Bebeği taşımakta zorlanan karın kaslarınız sizin ya tamamen öne ya da tamamen arkaya eğilmesine sebep olacaktır.

Hamilelik dönemindeki sırt ağrısının sebepleri genellikle bunlar olmakla birlikte farklı hastalıklardan kaynaklı ağrılar da olabilir.

Hamilelikte Sırt Ağrısına Çözüm

Hamilelik döneminde sırt ağrısının tamamen geçmesini beklemek imkansızdır; ağrılar yalnızca azaltılabilir. Hamilelikte sırt ağrısına çözüm maddeleri ise şu şekildedir:

• Hamile egzersizleri ve hamile pilatesleri. Bu hareketler size göre hafif ve az gelebilir fakat bedeniniz için oldukça faydalıdır.

• Bel ve sırt bölgenizde olan ağrılar genelde yanma hissiyle gelir. Bu hissi geçirmek amacıyla ağrı olan bölgeye soğuk veya sıcak kompres yapabilirsiniz.

• Duruşunuzu nasıl şekillendirdiğiniz ağrının ya dostu ya da düşmanıdır Ayakta ya da otururken dik durmaya özen göstermelisiniz. Dik durun fakat kendinizi sıkmayın. Sırtınızı esnek bırakın ve sırtınızın esnek olduğunu düşünün. Otururken de dizlerinizi ve boynunuzu sıkmaktan kaçının çünkü bu sıkmalar da sırt ağrısı yaratabilir. Oturma sırasında belinizi ve sırtınızı destekleyecek minder kullanın. Uyurken de hafif sert bir zeminde yan ve çapraz yatmaya özen gösterin. İdeal yatış tarzı başın ve omuzların geride olduğu ve kalçanın da ileride olduğu yatış şeklidir.

• Rahat ayakkabı giymeniz bu 9 aylık süreçte çok önemli. Ayakkabılarınız ayağınıza tam olmalı ve ayak bileğini desteklemelidir. Ayrıca babet ya da topuksuz terlik gibi düz tabanlar; bunlara ek olarak topuklu ayakkabılar da tercih edilmemelidir. Tabanı hafif kalın ve yumuşak olan babetler ve spor ayakkabılar bu dönemde tercih edilebilir.

• Ağır eşyaları asla kaldırmayın. Eğer kaldırmak zorundaysanız da önce yere çömelin, eşyayı alın ve tüm bedeninizle ayağa kalkın. Bu esnada sırtınızı dik tutmayı da unutmayın.

• Büyüyen karnınız destek isteyebilir. Karnınıza destek kuşağı bağlayarak ya da hamile külodu giyerek onu destekleyebilirsiniz.

Sırt Ağrısı Türleri

Her hastalık, her çözüm, her insan bir olmadığı gibi her sırt ağrısı da bir değildir. Bu sırt ağrı türleri genelde kalça, karın, boyun, sırt ve bel ağrılarının kısımlarına ve derecelerine göre belirlenir. Ortopedi uzmanı, ağrınız için size en uygun çözüm önerilerini sunacak ve ağrınızın fazla olmasına karşı en uygun ilacı verecektir.

İlk Üç Ayda Sırt Ağrısı

Bu ayda bebek henüz kilo almaya ve uzamaya başlamadığından ilk üç ayda sırt ağrısı sebebinin hamilelik olması zordur. Daha fazla zaman geçmeden muhakkak önlem alınmalıdır.

İkinci ve Üçüncü Üç Ayda Sırt Ağrısı

İkinci ve üçüncü üç ayda sırt ağrısı sebebi yukarıda sayılan maddelerden dolayı olduğu gibi asiyatik kaynaklı da olabilir. Asiyatik, genişleyen rahim sebebiyle karın altındaki tüm vücudun ve hatta sinir sisteminin ağrıması durumudur. Bu ağrı genelde doğumdan sonra geçer.

Hamilelikte Sigara ve Alkol Kullanımının Bebek Üzerindeki Etkileri

Hamilelikte sigara ve alkol kullanmanın bebek üzerindeki etkileri saymakla bitmez. Bu nedenle her ne kadar anne bedenine de zarar veriyor olsa da bebeğin bedeni bu maddelerden korunmalıdır. Sadece hamilelik döneminde değil normal dönemlerde bile kullanıldığında, kullanan kişiye büyük zararlar veren sigara ve alkol hamilelik döneminde özellikle uzak durulması gereken şeyler arasındadır. Gebelik esnasında bir sürü hormon değişimi olur, sigara kullanan kişilerde özellikle bu değişimlerin olumsuz etkileri oldukça fazla yaşanır. Gebelik öncesi alkol ve sigara kullanan kişilerde de gebelik ya da üreme konusunda sorun yaşandığı görülmüştür.

Sigara Kullanmak Düşüğe Neden Olur Mu?

“Sigara kullanmak düşüğe neden olur mu?” sorusunun kesin bir yanıtı yoktur. Uzmanlar tarafından yapılan açıklamalarda düzenli sigara kullanmanın düşük yapma riskini arttırdığı söylense de her sigara içen kişinin düşük yapacağı kesin olarak belirtilmemiştir. Fakat düzenli olarak sigara ve alkol tüketen kişilerin özellikle hamileliğin ilk 3 ayı çok dikkatli olması gereklidir. Çünkü bu süreç düşük riskinin en yüksek olduğu dönemdir. Bırakamayanlar bile bu dönemde mutlaka kullanmamaya özen göstermelidir. Sigaranın hem bebek hem de anne üzerinde yarattığı bu olumsuz etkinin en büyük nedeni de içerisinde bulunan kimyasallardır. Uzun süre kullanıldığında solunum yolu rahatsızlıkları ve kanser gibi hastalıklara neden olan sigara, alkol gibi kimyasallar bebeğe de bu tür zararlar verebilir.

Sigaranın Bebeğe Verdiği Zararlar

Sigaranın bebeğe verdiği zararlar birkaç madde altında toplanabiliyor olsa da aslında kanıtlanmamış birçok zararı daha vardır. Henüz ortaya çıkmayan bu zararlardan bebeğini korumak annenin elindedir. Ayrıca doğumdan sonra da bebeği bu tür kimyasallardan uzak tutmak önemlidir.

• Erken doğumun başlıca sebeplerinden birisi sigara ve alkoldür. 38. Haftadan önce doğumlara neden olur.

• Doğum sırasında su kesesinin açıldığını herkes bilir. Bu kesenin doğumdan öncesi açılması birçok soruna yol açabilir. Özellikle sigara ve alkol kullanan anne adaylarında bu sendroma çok sık rastlanır.

• Bebek anne karnında durduğu sırada annenin kanından beslenmektedir. Sigara ve alkol kullanan annenin kanında oksijen az olduğu için bebek yeteri kadar oksijen alamaz. Bu da bebekte gelişim bozukluğuna neden olabilir.

• Bebeğin anne karnında ölmesi de sigaranın verdiği zararlardan birisidir.

Hamilelikte Sigara Kullanımı

Hamilelikte sigara kullanımı: Sigara insan sağlığı için en büyük tehlikelerden ve dünyada ki ölümlerin 5’lik kısmında etkili olan sigara sağlık açısından en büyük düşmanlardan biri olarak karşımıza çıkar. Özellikle gebelik döneminde sigara kullanımı, anne karnındaki bebeğin gelişimi ve sağlığı açından oldukça önemlidir.

Gebelikte Sigara Kullanımının Zararları

Gebelikte sigara kullanımının zararları: Bilindiği üzere günümüzde çoğu kanser türünün temel nedeni sigara tüketimine dayanır. Bu durum gebelik sırasında gerek anneyi gerekse bebeği de olumsuz yönde etkiler. Bebek vücut direncini anne sağlığından alır.

Özellikle gebelik dönemlerinde bebek sağlığı açısından zararlı olan tüm maddelerden uzak durulması gerekir. Gebelikte sigara içmenin anne ve bebek sağlığı açısından zararları ise;

• Erken doğuma neden olabilir

Hamilelik döneminde normal sayılan doğum süresi 38 ve 40 hafta olduğu bilinir. Gebelik döneminde sigara kullanımı bu süreyi çok daha erkene çekebiliyor.

• Erken membranrüptürüne neden olabilir

Doğum sırasında açılması gereken su kesesinin olması gereken zamandan çok daha önce açılmasına neden olabilir.

• İntruaterin gelişimi geriliğine neden olabilir

Sigara kullanımı, bebeğe kan yolu ile giden oksijen ve besin değerinin azalmasına sebep olarak bebein gelişiminde gerilemeye neden olur.

• İntrauerinexitusa neden olabilir

Bebeğin anne rahminde anmi ölmesine sebep olabilir.

• Preaklampsine neden olabilir

Tansiyonun yükselmesine, idrarda protein çıkmasına, vücutta aşırı ödeme, görme bozukluğuna ve gebelik zehirlenmesine sebep olabilir.

• Hipertansiyon yani yüksek tansiyona neden olabilir

Nikotinin damarları büzücü, daraltıcı etkisi ile anne adayının tansiyonunun yükselmesine sebep olur.

• Respiratuardistres sendromuna neden olabilir

Doğum sonrasında bebekte solunum sıkıntısı çekmesine sebep olur. Prematür denilen, erken doğum sonrasında bebeğin akciğerlerinde yeterince gelişme olmadığından solunum sıkıntısı çeker. Bu durum ölümcül durumlara da neden olabilir.

• Annenin sütündeki miktarda azalma olmasına neden olabilir

Gebelikte sigara içilmesi lohusalık döneminde annenin süt miktarında azalmalara neden olur.

Unutmayın ki gebe iseniz ve sigara kullanıyorsanız, henüz doğmamış olan bebeğinize sigara içiriyorsunuz. Sigara içmeye devam eden annelerin bebekleri sigara içmeyen veya devam etmeyen annelerin bebeklerine göre daha az kiloda doğar. Eğer gebelik döneminde çok sigara kullanırsanız bebeğinizin kilosu daha düşük olur. En kötüsü de nikotin bebeğinizin gelişimi için gerekli olan oksijeni de yok eder. Bebeğinizin gelişimi tehlikeye girer.  Sigara içen bir hamilenin zayıf ama herhangi bir rahatsızlığı bulunmayan bir bebeğini sıkıntısız doğurduğunu hayal edin. Doğum sonrasında bebek kilo alır ama 7 yaşına geldiğinde yaşıtlarına oranla çok daha zayıf ve kısa boylu olur. Okula başladığında ise sigara kullanmayan annelerin çocukları çok daha çabuk okuma ve yazma öğrenir.

Anne Olmak Zor ve Sorumluluk Gerektiriyor

Anne olmak zor ve sorumluluk gerektiriyor. Bu nedenle her anlamda sağlığınızın iyi olması gerekir. Sigara içen her insan, içmeyen insanlardan daha fazla hastalığa yakalanıyor ve neredeyse çoğunda  çok ciddi sağlık sorunları meydana geliyor. Gezegenimizde her yıl akciğer sorunları sebebiyle vefat eden bağımlı kadınların sayısı 30.000’dir. Unutmayın sigarayı bırakırsanız çocuklarınızla geçirmiş olduğunuz yıllar artacaktır.

Sigara dumanı aktif içiciler için ne kadar Zaralı ise pasif içiciler içinde o kadar zararlıdır. Bu durum çocuklar için daha endişeli bir hal alır. Onların bünyesi daha güçsüzdür ve gelişim çağında olmalarından dolayı oksijene, temiz havaya olan ihtiyaçları büyüklerine göre daha çoktur. Bu yüzden çocuklarınızın yanında sigara kullanmayın.

Hamilelik Döneminde Sağlık

Her hamilelik döneminde sağlık açısından değişimler yaşanır. Hamilelik süreci ile birlikte gelen bazı belirtiler günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Öncelikle hamilelik sürecindeyseniz bunun bir hastalık durumu olmadığının farkına varın. Vücutta ödem oluşumu, mide bulantısı, kusma, sık tuvalete çıkma, nefes alma problemleri, bünyenin çabuk yorgun düşmesi, iştahın artması gibi vücudunuzda birçok fiziksel değişim yaşanır. Hormonsal değişimler fiziksel değişimin yanında öfke patlaması, aşırı duygusallık gibi duygu değişimleri yaşamanıza neden olur. Bebeğe bir şey olacak korkusu ise devamlı kaygı dolu bir ruh haline bürünmenize neden olabilir. Her hamilenin yaşayacağı fiziksel değişimlere kötü anlamlar yükleyebilirsiniz. Bu tür kaygıların önüne sağlıklı bir hamilelik dönemi ile geçebilirsiniz. Bunun için hamilelik süreci boyunca beden ve ruh sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

Hamilelikte Sağlıklı ve Dengeli Beslenme

Hem annenin hem de bebeğin sağlığı için hamilelikte sağlıklı ve dengeli beslenme önemlidir. Hamilelik döneminde aşerme gibi iştahı açan durumlar olabileceği gibi; koku hassasiyeti mide bulantısı gibi yemeyi azaltan durumlar da olabilir. Ayrıca bebeğim yeterince besin alamaz korkusuyla gereğinden fazla yiyebilirsiniz. Öncelikle fazla yemek sağlıklı beslenmek değildir. Dengeli ve yeteri kadar beslenme doğru olandır. Protein, karbonhidrat, kalsiyum, demir ve birçok vitamini içeren bir beslenme düzeni sağlıklı olandır. Hamilelerin düzenli olarak alması gereken folik asit, ihmal edilmemesi gereken bir besindir.

Hamilelikten 3 ay öncesinde folik asit almaya başlamanız sağlığınızın yararına olacaktır.  Kuşkonmaz, brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, pancarda ve yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunur. Kuru baklagiller ve fındık fıstık gibi kuru yemişlerde de bulunur. Hamilelikte sağlıklı ve dengeli beslenme için kalsiyum ve demir alımı ihmal edilmemelidir. Demir için ise yağsız kırmızı et, tavuk, balık, yumurta ve ıspanak gibi sebzeler zengindir. Bazı besinlerden ise uzak durmalısınız. Çiğ ya da az pişmiş yumurta, kırmızı et, tavuk ve deniz ürünleri yememelisiniz. Yüksek cıva içeren deniz ürünleri tüketmemenizde yarar var. İşlem görmüş etler ve pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri de sağlığınızı olumsuz etkiler. Kafein içeren içecekleri tüketmeyi tamamen bırakmanız en sağlıklı olandır fakat yine de almak istiyorsanız mümkün olan en az miktarda alınmalıdır. Alkol tüketiyorsanız hamilelik döneminde tamamen bırakmalısınız. Zararlı içecekler yerine doğal meyve suları tercih edebilirsiniz.

Hamilelikte Sağlık İçin Düzenli Yaşam

Hamilelikte sağlık için düzenli yaşam gerekir. Düzenli bir yaşama sahip olmamak hem beden sağlığını bozar hem de strese girmenize neden olur. İlk olarak uyku düzeninizi bozmamalısınız. Bu dönemde çabuk yorgun düşersiniz. Dinç bir vücut için yeterli miktarda uykuyu almalısınız. Eğer yorulursanız 2-3 saatlik öğle uykusu uyuyabilirsiniz. Yorgunluğunuzu azaltmak ve daha rahat nefes alabilmek için egzersiz yapmalısınız. Bu egzersizler sizi zorlamayacak yürüyüş, nefes egzersizi ya da hamileler için özel yoga olabilir. Bu sayede mutluluk hormonu da yükselecek ve kaygılarınızla başa çıkabileceksiniz. Bebeğinizde ve kendinizde meydana gelen değişimler için düzenli doktor kontrolü gereklidir. Bir beslenme programına girecekseniz ya da bir egzersize başlayacaksanız mutlaka bu durumu doktorunuza bildirmelisiniz. Hamilelikte sağlık için düzenli yaşam biçimi hızlı olmamalıdır. Yüksek tempolu ve sizi zorlayacak ağır işlerden kaçınmalısınız. Gerek çalışma hayatında gerekse ev işlerinde gün içerisinde kendinize dinlenme aralıkları oluşturmalısınız. Yaşadığınız ruhsal değişimler için gerek görürseniz bir uzmandan yardım alarak süreci mümkün olduğunca stresten uzak bir şekilde atlatabilirsiniz. Böylece hem bedenen hem de ruhen hamilelik döneminde sağlık konusunda başarılı olursunuz.

Hamilelik Döneminde Saç Boyatmak

Hamilelik döneminde saç boyatmak son yapılan araştırmalara göre bebeğe zarar verebiliyor. Hamileliğin ilk üç ayında saç boyatmanın bebeğe zarar verdiği yapılan çalışmalar ile gösterilmiş Katarakt gibi problemlere yol açabilen bu durum bebekte beyin tümörü oluşması gibi problemlere de yol açabiliyor. Saç boyalarının içerdiği bazı maddeler ilk üç ayda fetusun sağlığını olumsuz etkiliyor. Formaldehit gibi bu ürünler bebekte istenmeyen rahatsızlıkların oluşmasına yol açıyor. Plasentanın birçok maddeye karşı geçirgen olduğu biliniyor. Bu sebepten ötürü saç boyatırken dikkatli olunmalıdır. Düzleştirici ve ağartıcılar farklı kimyasal maddeler içerir. Bu maddelerin kafa derisi ile emilmesi halinde anne kanına geçer.

Hamileyken Saç Boyatmak

Uzmanlar hamilelik döneminde kullanılan kimyasallar hakkında uyarılarda bulunuyor. Deri yolu ile kana karışabilen bu ürün kimyasal maddelerin bebeğe ulaşmasına yol açabiliyor. Özellikle ilk 3 ayda büyük sorunlara yol açabilen bu duruma dikkat edilmesi gerekir. Bu maddeler konjenital katarakt gibi rahatsızlıklara yol açabilir. Bu maddeler göz saydamlığının kaybolmasına neden olarak bebekte katarakt oluşmasına neden olabilir.

Ayrıca bu maddelerin sinir sitemini etkileyebileceği ve nöroblastom oluşumunu tetikleyebileceği de uzmanların uyarılarının nedenleri arasındadır. Nöroblastom sinir hücrelerinde görülen tümörleşmeye denir. Araştırmalara göre bebeklerde görülen kanserlerin yüzde 10’u nöroblastom şeklindedir. Ayrıca bu kansere yakalanma riski hamileyken saç boyatmak ile 3 katına çıkıyor.

Hamilelikte Bitkisel Boya

Hamilelik döneminde bitkisel, yarı kalıcı ya da kalıcı her türden boyadan uzak durulması gerekir. Bu boyaların hepsi kimyasal maddeler içerir. Bu dönemde saç boyatmak tehlikeli ancak ilk 3 aydan sonra hamilelikte bitkisel boya kullanılabilir. Bitkisel boyalarda boyar maddeler bulunmadığı için daha güvenilirdir. Anne adaylarının kişisel görünümlerini değiştirmek için hamilelik sonrasını beklemeleri uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Bebekte sorunlara yol açabilecek uygulamalardan kaçınılması gerektiği konusunda insanlar uyarılıyor. Ayrıca en büyük riski taşıyan ilk 3 aydan sonra hamilelik döneminde saç boyamak isteniyorsa doktora danıştıktan sonra saç boyatılabilir. Saç düzleştiriciler de sodyum hidroksit ve bisülfit gibi bazı maddeler içeriyor. Hepsi bebeğe zararlı maddeler içerir.

Hamilelikte Rahatlatan Gıdalar

Hamilelik sürecinde anne adayı stres altında ve gelecek kaygısı içinde olabilir, rahatlatan gıdalar hamilelik boyunca tüketilebilir. Bu gıdalar dışına çıkıldığında genelde anne adayları rahatsızlık duyarlar.

Tüketilmesi Gereken Gıdalar

Hamilelik dönemi anne adayları için stresli geçebilen bir dönemdir. Bu süreç içerisinde içinde bulunduğunuz stres, üzüntü, duygusal boşluk gibi duygulardan kurtulup rahatlama yaşamak isterseniz yapmanız gereken yalnızca hamilelerin tüketmesi gereken gıdalar ile kendinize küçük bir ara öğün yapmaktır. Ara öğününüzden sonra kısa bir yürüyüş veya kısa bir uykuyla da olumlamanızı destekleyebilirsiniz.

• Şeker hastalarının diyet listelerinin temeli olan “az ve sık yemek” olayını uygulayın. Az yemeniz bulantınızı azaltır ve sık yemeniz de bebeğinizin ihtiyacını her an karşılayabilmek için önemlidir.

• Ana ve ara öğünleri kesinlikle atlamadan normal beslenmenizin üstüne 300-500 arasında kalori alımı ekleyebilirsiniz. Bu konuda hakkında kadın doğum uzmanı ve diyetisyenle çalışarak ortak kalori tablosu oluşturabilirsiniz.

• Hamilelik döneminde bol sıvı almalısınız. Normalde günde 2 litre su içiyorsanız hamilelik döneminde bu 3 litreye hatta 4 litreye kadar çıkmalı.

• Lifli gıdalar tüketmek gereklidir. Çünkü lif, bağırsaklarınızın dostudur.

• Pastörize ve laktozsuz süt ve yoğurt tüketin. Laktoz sizi bağırsak gazlarından koruyacaktır. Ayrıca bu yiyeceklerin içerisinde bulunan kalsiyum ve protein hem sizin hem de bebeğinizin kemik sağlığını koruyacaktır.

• Mümkün olduğunca çeşme suyu tüketmeyin. Hazır su tüketirken de asit-baz dengesine dikkat edin.

Muhakkak Tüketmeniz Gereken Gıdalar

• Bol bol sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin. Fakat burada dikkat etmeniz gerekenler bunların iyi yıkanmış olması ve sebzelerin iyi pişmesidir.

• Öğlen ve akşam yemeklerinde salata yemeye özene gösterin fakat salatanızda limon, sirke ve nar ekşisi çok bulunmasın.

• Ayrıca günde en az 1 öğün yeşil yapraklı sebzelerden tüketmek sağlığınıza çok faydalıdır.

• Tuzsuz kuruyemiş yemeye özen gösterin. Özellikle kuru üzüm, ceviz ve fındık bu dönemde hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için çok faydalıdır.

• Portakal, limon, mandalina, greyfurt, nar: bu meyvelerin içerisinde P’den fazla su bulunur. Bu meyvelerin yenmesi, vücudun su ihtiyacının karşılanmasında etkin rol oynar. Ayrıca bu meyveler içerisinde bulunan folat, omurilik ve beyin kusurlarını önler. İçerisinde B ve C vitaminleri de bulunur. Bu vitaminler hücre hasarını engellemeye yardımcı olur. B vitamini sayesinde hem sizin hem de bebeğinizin vücudu, ihtiyacı olan demiri emebilir.

• Mango: mango da C vitamini bakımından zengindir. Gün içinde orta boy mango tüketebilirsiniz. Ayrıca A vitamini de çokça bulunur. Sindirim sistemi ve solunum sistemi rahatsızlıklarına yakalanmayı engeller.

• Avokado: içerisinde çok fazla folik asit bulundurur. Ayrıca içerisinde B, C ve K vitaminleri bulunur. Kolin, potasyum, lif, magnezyum, demir ile zenginleştirilmiş olan avokado, hamileler için çok önemli bir meyvedir. Özellikle içerisinde bulunan potasyum, vücut kramplarını engeller. Kolin de sinir ve beyin gelişimleri için önemlidir. Ayrıca hafızanın korunmasına da yardımcı olur.

• Muz: muzun içinde yüksek miktarda potasyum bulunur. Ayrıca içerisinde B6 ve C vitaminleri ve lif de vardır. Ayrıca muz, hamilelikte ve sonrasında yaşanan kabızlık için de en iyi ilaçtır.

• Kırmızı meyveler: karbonhidrat, lit, folat, flavonoid ve antosiyanin içeren kırmızı meyveler, gebelik döneminde alınması gereken sağlıklı karbonhidratlardandır. Vücuda gereken enerjinin neredeyse yarısını verirler.

• Elma: A ve C vitaminlerini bulunduran elma, lif bakımından da zengindir. Hamileli döneminde elma yemek, bebeğin bebek astımı ve alerjiye yakalanma olasılığını çokça düşürür.

• Kayısı ve gün kurusu: bu yiyecekler içerisinde de folik asit bulunur.

• Kivi: C,A,E vitaminlerinin yanı sıra fosfor, folik asit, magnezyum ve lif açısından da zengin olan kivi, kan pıhtılaşmasına karşı korur.

• Beyaz ekmek tüketiminden kaçınmalısınız.

• Balık yemek de bebeğinizin beyinsel gelişimine oldukça katkı sağlar. Bu sebeple haftada en az 1 kere somon ya da hamsi balığı yemelisiniz.

Bunlar, muhakkak tüketilmesi gereken gıdalar arasındadır. İçinde bulunan vitamin ve minerallerle hem sizin hem de bebeğinizin olumsuz durumlardan kurtulmasını sağlar.

Hamilelikte Panik Atak

Panik atak, son yıllarda birçok insanda ortaya çıkan bir hastalıktır. Genelde sinirsel ve duygusal olarak tabir edilen bu hastalık solunum yoluyla da alakalıdır. Panik atak, heyecanlanma, üzülme ya da kaygı durumlarının aşırı olması durumunda nefes alamama, öksürme ve hatta ileriye giderek bayılma durumudur. Hamilelikte panik atak zorlayıcı ve endişe verici olabilir. Bu yazıda sizler için bu konuyu anlatacağız ve çözüm önerilerinde bulunacağız.

Hamilelik ve Panik Atak

Anne adayındaki kaygı, stres durumu ve bebek hakkında çok fazla düşünmek panik atağı tetikler. Bebeğin sağlıktan yoksun doğma ihtimali, düşük ihtimali, bebeğin gelişememiş olması gibi düşünceler annede panik atağın belirtisi olan nefes darlığı, aşırı terleme, ağlama isteği gibi durumları getirebilir. Hatta öyle ki anne adayı bayılabilir. Doğum öncesi olduğu kadar doğum sonrası da anneyi fazlaca düşündürür. Özellikle anne adayının ilk bebeği ise panik atağa yakalanma ihtimali daha da artabilir. Hamilelik ve panik atak arasındaki ilişki stresle de doğru orantılıdır.

Panik Atak Belirtileri

  • Boğazda tıkanıklık ve göğüste sıkışma hissi

• Boğazda tıkanıklık ve göğüste sıkışma hissi

• Çok hızlı kalp çarpıntısı

• Birazdan ölecekmiş gibi bir hisse kapılma

• Nefes almada zorluk çekme

• Ellerde ve ayaklarda karıncalanma hissetme

• Titreme ve ter oluşumu

• Felç geçirecek gibi yorgunlaşma

• Ani üşüme hissi

• Baş dönmesi ve mide bulantısı

Panik atak belirtileridir. Her kişide aynı belirtiler, aynı derecede olacak diye bir kural olmadığını unutmayın.

Hamilelikte Panik Atak

Hamilelikte panik atak herhangi bir zamanda yaşanabilir. Annenin stresli, üzüntülü, düşünceli, kaygılı olduğu zamanlar panik atakla sonuçlanabilir. Bu ataklar gece uykusunda bile gelebilir.

Hamilelikte Panik Atak Tedavisi

Normal kişilerde panik atak tedavisi ilaçlarla ve psikolojik terapilerle yapılabilir fakat bu durum anne adayları için geçerli değildir. Hamilelikte panik atak tedavisi ilaçlarla değiş psikolojik seans tedavisiyle yapılır. Bu tedaviler için uzman psikolojik ya da psikiyatristle iletişime geçilmelidir. İletişime geçilme olayı hamilelikte ilk panik atak görüldüğü anda yapılmalıdır ki son üç aylık dönemde daha büyük problemler yaşanmasın.

Eğer atak geldiğinde doktora ulaşamayacak yerde ya da zaman dilimindeyseniz odanızı değiştirmeli, pencere kenarında bir müddet oturmalı, nefes egzersizleri yapmalı ve su tüketmelisiniz. Bunlar, nefessiz kalma ve nabzınızın artması durumlarını düzeltecektir.

Hamilelikte Ödem Oluşmasının Sebepleri

Hamilelikte ödem birçok sebepten dolayı ortaya çıkabilir. Anne adayının vücudu normale göre, daha fazla kan ihtiyacı duyar. İki can içinde vücut kan üretmeye zorlandığı için, normale göre daha fazla su tutar. Suyun büyük bölümü damar dışına kaçar ve hücrelerin arasında birikir. Biriken su ise dokularda şişliğe yol açar ve ödem ortaya çıkar. Fakat özellikle bazı anneler ödeme durumuna daha yatkın olur. Kimi gebelerde ise daha az görülebilir.

Gebelik döneminde oluşan ödem sebepleri şöyledir:

• Anne adayının kilosunun gereğinden fazla olması.

• Düzensiz ve sağlıksız beslenme, yani vitamin ve mineral açısından zengin olmayan besinler tüketilmesi.

• Protein eksikliği, fazla tuz tüketimi

• Anne adayının varis problemi

• Yaz aylarında görülen sıcaklık artışı

• İkiz ya da üçüz gebelik durumu.

• Annenin oturma pozisyonu; bacak bacak üstüne atmak, uzun süre ayakta kalmakta hamilelikte ödeme yol açabilir.

Hamilelikte Ödem Belirtileri

Hamilelikte ödem kilonun artış gösterdiği gebeliğin son evrelerinde daha çok görülür. Araştırmalara göre de gebelerin ödem sorununu, son aylarda özellikle rastladığı tespit edilmiştir. Ödem; vücuttaki bazı bölgelerde şişliktir. Ayakların şişmesi sonucunda ise anne adayları eski ayakkabılarını dahi giyemez ve daha büyük numara ayakkabı giyebilirler. Ayrıca yürürken zorlanabilirler aynı zamanda parmaklardaki yüzükler dahi anneyi rahatsız edebilir. Karıncalanma, güçsüzlük hissi  gibi semptomlar da ödemin belirtileri arasındadır. Genelde ayak bileklerinde ve ayakta görülen ödem belirtileri, ellerde, dudak ve yüzün diğer farklı alanlarında da görülebilir.

Hamilelikte Ödem Atma Yöntemleri

Hamilelikte ödem sorunu yaşayan bir anne bu durumdan kurtulmak için bazı noktalara dikkat edebilir. Beslenme düzeni, kilo dengesi başlıca dikkat edilmesi gereken etkenlerdir. Aynı zamanda sindirime yardımcı besinler tüketmek, ödem atılmasını sağlayacaktır. Ödemi vücuttan atan doğal besinlerden faydalanabilir.

Ayrıca fazla tuzlu besinlerden uzak durmak gerekir. Aynı zamanda karbonhidratlı besinlerden de olabildiğinde uzak durmakta fayda vardır. Yemek öğünlerinde özellikle protein açısından zengin gıdalar tüketilmelidir. Ayrıca anne adayı gün içinde dinlemeye özen göstermeli ve ayaklarını uzatarak dinlenmelidir. Kendinizi yoracak işlerden kaçınmalı ve düzenli olarak egzersiz yapmanızda gebelikte şişkinlik sorunlarınız için oldukça etkilidir.

Hamilelikte Oluşan Varislerden Kurtulma Yolları

Hamilelik döneminde anne adayının vücudunda birçok değişim meydana gelir. Bu değişimler hem iyi yönlü hem de kötü yönlü olabilir. Varis, bu kötü yönlerin başında gelir. Bu yazımızda hamilelikte oluşan varislerden kurtulma yolları hakkında sizlere bilgiler vereceğiz.

Varis Nedir?

Varis nedir sorusunu öncelikle cevaplamak gerekir. Varis, derinin gözle görülebilecek kadar altında olan kıvrılmış, bükülmüş ve şişmiş damarlardır. Bu damarlar genelde mavi ya da mor renkleriyle ortaya çıkarlar.

Varisin Sebepleri Nelerdir?

Varis, genelde kadınlarda görülen bir rahatsızlıktır. Fazla kilo alma, uzun süre oturma, uzun süre bacak bacak üstüne atma, gebelik dönemi, dar giyinmek, hormon tedavisi, doğum kontrol hapları varisin sebepleri nelerdir sorusunun cevabı olabilir.

Hamilelik Döneminde Varis

Hamilelik döneminde hızlı kilo alma görülür bu sebeple de tüm kadınlarda varis oluştuğu düşünülebilir fakat bu düşünce yanlıştır.

Her hamile kadında varis olmaz. Özellikle hamilelikten önceki hayatlarında spor yapan ve uzun süre ayakta durmamaya özen gösteren kişilerde varis oluşumu daha azdır. Varis rahatsızlığı aynı zamanda genetikle de ilişkilidir. Eğer anne adayının genetiğinde varis varsa, hamilelik döneminde varis görülmesi kaçınılmaz olur.

Hamilelik Döneminde Oluşabilecek Varislerden Korunma Yolları

Hamilelik döneminde gerek kısa zamanda fazla kilo almaktan kaynaklı gerekse genetik kaynaklı olarak varis oluşabilir. Eğer ailenizde varis varsa siz de hamileliğinizin ilk zamanlarından itibaren varis konusunda önlem almalısınız.

Hamilelik döneminden oluşabilecek varislerden korunma yolları arasında sağlığınızın el verdiği süre zarfında yürüyüş yapmanızı önerebiliriz. Hafif tempolu yürüyüş, bacak kaslarınızı ve damarlarınızı açacağı için varis oluşma ihtimali azalır. Ayrıca gün içinde yapacağınız hamile pilatesi ve hamile egzersizi ile yalnız bacaklarınızı değil tüm vücudunuzu çalıştırıp varislerden uzak durabilirsiniz.

Varis çorabı giyebilir, varis kremleri kullanabilirsiniz. Ayrıca doktorunuzdan da varis hakkında bilgilendirme alabilir ve varisten nasıl korunacağınızı öğrenebilirsiniz.

Bu dönemde bacaklarınızı sıkacak kıyafetlerden, uzun süre bacak bacak üstüne atıp ya da bağdaş kurup oturmaktan kaçınmalısınız. Unutmayın ki varisin genetik sebepten sonra en büyük sebebi damarların uzun süre sıkılmasıdır.

Hamilelikte uyku pozisyonu yan yatımdır fakat bu durumda varis rahatsızlığı etkileneceği için siz bu pozisyonda yatsanız bile sık sık yön değiştirmelisiniz.

Hamilelikte Nefes Darlığı Görülme Sebepleri

Hamilelikte nefes darlığı çoğu anne adayının şikayetçi olduğu durumlar arasında yer alır. Gebelik sürecinde, vücutta meydana gelen değişimler sonucu ortaya çıkan durumlardan biri denilebilir.Anne adayı hormonlardan kaynaklı farklı durumlara maruz kalır. Hormonal değişimlere bağlı olarak solunum sistemi etkilenir ve nefes darlığı belirtileri ortaya çıkabilir.Özellikle akciğer, kalp hormonların düzensiz şekilde yükselip alçalmasından etkilenir. İlgili organlar, her zamankinden farklı çalışır ve annenin nefes alıp vermesinde değişimlere yol açar. Ayrıca bebeğin gelişimiyle de rahim büyür ve annenin diğer organlarını sıkıştırır.Rahim genişler ve diyafram kasını yukarı iter, böylece ciğerleri sıkıştırır, bu durumda ciğerler normale göre küçülür. Anne adayının nefes alıp vermesini zorlaştırır. Aynı zamanda bebeğin annenin karnındaki pozisyonu ve ağırlığı da annenin solunum yolunu etkileyen bir durumdur. Fakat gebeliğin ilk altı aylık dönemindeki nefes darlığının nedeni, hormonlar diyebiliriz.

Hamilelikte Nefes Darlığı Belirtileri

Gebeliğin ilk aylarında başlayan, hormonol değişimler nedeniyle anne adayı birçok durumlar karşılaşır. Fakat tabii gebeliğin sürecine göre ve kişiden kişiye değişen sebepleri de olabilir. Özellikle bebeğin ilk üç aylık döneminde, yani bebeğin ilk büyüme evresi annenin direk solunumun etkileyen bir unsurdur. Ayrıca annenin fazla kilosu varsa, bu da bir tür nefes sorunu yaratabilir. Özellikle anne adayı; kansızlık, alerji, soğuk algınlığı, ciğer ve kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklar yaşıyorsa; hamilelikte nefes darlığışikayetlerinde daha çok maruz kalabilir. Böyle bir durumda, bebeğin gelişmesine bağlı şikayetlerde artacaktır.

  • Gebelik döneminde eğer; derin nefes almakta güçlük çekme, göğsünüzde veya boğazınızda sürekli bir sıkışıklık hissi oluşması, baş dönmesi gibi semptomlar yaşıyorsanız, nefes darlığı yaşıyorsunuz demektir. Kontrol olmanızda fayda vardır.

Hamilelikte Nefes Darlığını Önlemek Önerilenler

Hamilelikte nefes darlığı yaşıyorsanız, öncelikle önlem amaçlı duruşunuzu düzeltmenizi önerebiliriz. Oturuş pozisyonu doğru nefes alış verişinize yardımcı olacaktır. Yürürken, ayakta dururken ya da otururken de özellikle omurganızın dik durmasına dikkat edebilirsiniz.

  • Pozisyon değiştirin, ani gelişen nefes darlığı hissi, bebeğin hareketlerine bağlı gelişebilir.Bu yüzden, yattığınız veya oturduğunuz yerde daima pozisyonunuzu değiştirmenizi önerebiliriz.
  • Uyurken bedeninizi her zaman desteklemeye özen gösterin. Hamilelikte nefes darlığı yaşıyorsanız, uyurken birden fazla yastıkla başınıza destek oluşturabilirsiniz. Başınızı, sırtınızı, belinizi ve bacaklarınızı ayrıca karnınızı yastıklar ile desteklemenizde fayda vardır.
  • Kilonuza dikkat edin, özellikle hızlı ve aşırı kilo almaktan kaçının. Gereğinden fazla kilo almaya müsait bir yapıysa sahipseniz, beslenme düzeninizi dikkat edebilir ve egzersiz hareketlerine önem verebilirsiniz.
  • Nefes egzersizleri yapın; doğru nefes alma yöntemi, solunum kaslarınızı da doğru kullanmanızı kolaylaştırır. Böylece nefes alışverişiniz daha kolay olur. Her gün en yarım saatinizi nefes egzersizi için ayırabilirsiniz.