Çocuklarla Egzersiz Yapmanın En Keyifli Hali

Çocuklar özellikle kış aylarında evde daha sık vakit geçirir. Bu vaktin daha iyi değerlendirilmesini isteyen anne babalar ise farklı arayışlara girer. Ev ortamında çocukların vücut gelişimlerini destekleyecek egzersizler yapmak zorlaşabilir. Dışarıda bisiklet sürmek veya top oynamak gibi aktivitelerin yapılması ev ortamında mümkün olmadığı için anne-babalar ev egzersizleri konusunda bilgi sahibi olmak ister. Çocuklarınızla egzersiz yapmanın en keyifli hali olan ev egzersizleri, birkaç küçük detay ile çok daha keyifli hale gelebilir.

Öncelikle çocuklarınızın isteğini arttırmalısınız. İsteği arttırmak için eğlenceli bir müzik ekleyebilir ya da sonuna bir ödül koyabilirsiniz. Egzersizin çocuklardaki etkisi yadsınamaz derecede büyüktür. Bu nedenle çocukların bu alışkanlığı kazanması, ilerleyen zamanlarda yaşanacak sorunların da önüne geçecektir. Bazı egzersizler başlarda zor gelse de vücut alıştıkça daha da kolaylaşacaktır. Bu nedenle egzersizleri düzenli bir şekilde yapmaya özen göstermeniz önemlidir. Çocukların gelişiminde büyük rol oynayan ev egzersizleri, anne baba ve çocuk arasındaki iletişimi de güçlendirir.

Ev Egzersizi Önerileri

Çocuklarla egzersiz yapmak sanıldığından daha zordur. İstekleri ve ilgileri her an kaybolabildiği için onları teşvik edecek uygulamaları da egzersize eklemek gerekir. Çocuklarla evde yapılacak egzersizlerden en keyiflisi dans etmek olacaktır. Eğlenceli bir şarkı eşliğinde farklı figürlerle çocuğunuzla dans edebilir ve hem eğlenmesini hem de becerilerinin gelişmesini sağlayabilirsiniz. Ev egzersizi önerileri arasında en çok uygulanan bu egzersiz, her anne baba için de uygundur.

Eğer alt komşunuz yoksa en sevilen egzersizlerden bir tanesi de ip atlamak olacaktır. İp atlama vücudun her bölümünü aynı anda çalıştırdığı için özellikle kilo problemi yaşayan çocuklara en uygun egzersiz olacaktır. Bu aktiviteyi yine müzik eşliğinde beraber yaparak çocuğunuzun eğlenceli bir şekilde egzersiz yapmasına yardımcı olabilirsiniz. Farklı yöntemleri de egzersizinize eklemek çocuğunuzun daha çok keyif almasını sağlayacaktır.

Ev Egzersizinde Püf Noktalar

Çocuklar için bu egzersiz oldukça önemlidir ve onları teşvik edecek farklı uygulamalar da yapılması gerekir. Özellikle sizin de bu egzersizi uygulamanız onların sizi örnek alarak hareketleri yapmasına yardımcı olacaktır. Bu nedenle bu işi bir oyun haline de getirebilirsiniz. Ayna isimli bir oyun oluşturarak çocuğunuzun sizden sonra hareketleri tekrarlamasını sağlayabilirsiniz. Ev egzersizinde püf noktalar arasında en çok kullanılan bu madde, çocukların ilgilerini canlı tutmaya da yardımcı olur.

Hafta içerisinde egzersizleri çocukları yormadan ve sıkmadan paylaştırmak gerekir. Eğer çocuğunuzun bu egzersizlerden sıkıldığını hissederseniz birkaç gün ara vermeniz faydalı olacaktır. Hemen her çocuğun keyif alacağı bu egzersizler ile siz de çocuğunuzla etkili iletişim kurmanın yolunu bulmuş olursunuz. Esneme hareketlerini de egzersize eklemek çocuğunuzun vücut gelişimi için oldukça faydalı olacaktır. Her egzersizin sonunda onu tebrik etmek, sonraki egzersiz için daha istekli olmasına da yardımcı olur.

Evde Gebelik Test Yöntemleri Neler, Güvenli Mi?

Evde gebelik testi nasıl yapılmalı ya da ne ile yapılabilir; öncelikle bu yönde birden farklı yöntem olduğunu belirtmek isteriz. Ama tabii en güvenilir ve net sonuç için, doktor kontrolü önerilir. Evde yapılan bazı hamilelik testleri, regl döneminin gecikmesinin ilk gününde ya da daha erken yapıldığında kesin sonuç verebilir. Testin ise kesinlikle, regl döngüsü gecikmesinden yaklaşık bir hafta sonra yapılması gerekir. Döllenmiş yumurtanın, rahim tüplerine eklenmesinden kısa bir süre sonra; insan koryonikgonadotropini-HCG plesantada üretilmeye başlar ve kan akışıyla idrara dahil olur.

Hamileliğin başlangıcında kandan bulunan HCG miktarı hızlı bir şekilde artar. Evlerde yapılan hamilelik test yöntemlerinden kimileri, regl döngüsünden gecikmesinden bir hafta sonra, idrarınızda bulunan bu hormonun seviyesini ölçebilir. Ama uzmanlara göre, daha erken zamanda yapılan test sonuçları güvenilir olmayabilir yönündedir. Çeşitli belirtiler sonucunda ise, sağlık kuruluşuna giderek HCG hormonu testi yaptırabilir ve kesin sonuca ulaşabilirsiniz. Kan testinin, idrar testine oranla daha hassas ve doğru sonuçlar verdiği söylenir.

Evde Gebelik Test Yöntemleri 

Evde gebelik testi genel olarak, eczanelerde bulunan gebelik testi kitleri ile yapılmaktadır. Aldığınız gebelik kitini, idrar yoluna yerleştirmeniz ve idrar toplanmasını sağlamanız gerekir. Birkaç dakika sonra ise çubuk test sonucunu, negatif ya da pozitif şekilde gösterir. Bu sonuçlar; bir eksi ya da artı işareti ile ya da çizgi veya iki çizgi, renk değişimi, hamile-hamile değil yazısı gibi farklı semboller ile ekranda belirmektedir. Tabii birden farklı test kiti olduğu için, her birinde uygulamanız gereken yöntemler biraz farklı olabilir. Çünkü piyasada bu yönde birden farklı test uygulamaları söz konusudur. Evde yapacağınız test ile kesin sonuç almak içinse, regl dönemi gecikmesinden bir hafta sonra test yapmanız önerilir.

Ama bazen yapılan bu testlerin, pozitif ya da negatif sonuçları da yanlış çıkabilir.  Örneğin, sonuç pozitif çıktıysa, ama siz hamile değilseniz; yanlış pozitif değerlendirilir. Bu gibi nedenlerden dolayı, HCG içeren bir ilaç kullanmanızın ardından kısa süre içinde hamilelik testi yapmanız önerilmez.  Aynı zamanda ektopik hamilelik veya menapoz gibi nedenler de test sonuçlarını yanıltabilir.

Doğal Yöntemler ile Evde Gebelik Testi

Şekerle evde gebelik testi:

Doğal yöntemler ile yapılan evde gebelik testi, eski zamanlardan itibaren günümüze yansıyan farklı yöntemlerden oluşur. İlgili gebelik testi, günümüze eski zamanlardan gelen bir tür gelenektir. Geleneksel bu yöntem güvenilir bir test seçeneği olarak da bilinir. Testi, bir yemek kaşığı şeker ile basit bir şekilde yapabilirsiniz.

• Plastik bir kabın içine idrarınızı ekleyin. Başka bir kabın içine de, 1 yemek kaşığı şeker dökün. Daha sonra idrarı, şekerin olduğu kabın içine ekleyin. Ardından idrardaki şekerin değişimini gözlemlemeniz gerekiyor. Birkaç dakika kadar bekleyin; eğer şeker konulduğu gibi duruyorsa, sonuç pozitif anlamına gelir. Fakat şeker idrara karışıyorsa yani şeker idrarın içinde çözünürse hamile olmadığınız anlamına gelir. Özellikle testi, sabah saatlerinde yapmanız önerilir.

Sirke gebelik testi:

Sirke gebelik testi de, geçmişte yapılmış evde gebelik testleri içinde yer almaktadır. Test çok kolaydır. Kullanacağınız tek malzeme sadece sirkedir. Yarım su bardağı beyaz sirkeyi bir kabın içine alın ve üzerine idrarınızı ekleyin. Eğer karışım renk değiştirirse sonuç pozitif yani hamile olduğunuz anlamına gelir. Fakat renk değişmez ise sonuç negatif olur.

Kabartma tozu ve soda ile gebelik testi:

Evinde doğal yöntemler ile gebelik testi yapmak isteyenler için, bir diğer evde gebelik testi yöntemlerinden biri de kabartma tozu-soda testidir.

• Test için; iki yemek kaşığı kabartma tozu ve iki yemek kaşığı soda kullanmanız yeterlidir.

Plastik bir kabın içine kabartma tozunu alın ve üzerine idrarı ekleyin. Birkaç dakika sonra ise karışıma sodayı dökün. Ardından karışımın değişimlerini gözlemleyin. Karbonat köpürürse sonuç pozitif olur, fakat karbonat köpürmez ise test sonucu negatif anlamına gelir. 

Evde Çalışan Annelere ve Anne Adaylarına Öneriler

Evde çalışan annelere ve anne adaylarına öneriler başlıklı bu yazımızda çocuk sahibi olan ve çalışmalarını evden yürüten annelere ve anne adaylarına birtakım öneriler sunacak, onların yaşamlarını zorlanmadan, daha az yorularak idame ettirmelerini bir nebze de olsa sağlayacağız. Çalışma hayatı her kadının mücadele alanını kapsar. Esasında çalışmayan, pasif kadın yoktur. Dünya üzerindeki her kadın, her anne ve anne adayı evden ya da ofisinden çalışmalarını sürdürür. İster bir iş kadını olsun, isterse ev kadını hiç fark etmez her ikisi de emek ve çaba isteyen bir iş değil midir? Hatta işini evde yapmak durumunda kalanların işleri sanıldığının aksine daha zorlu bir süreci üzerinde taşır. Belki iş kadını olarak farklı mesleklerde bulunanların hayatları zor, evden çalışanların ve ev kadınlarının hayatları daha kolay görünebilir ancak bu durum sanıldığı gibi değildir. Her iki çalışma şekli zordur, sürekli evde kalmak ve bulunulan ortamdan uzaklaşamamak daha da zordur. Bu yazımızı zorlu bir çalışma ortamına sahip evden çalışan kadınlara, ev kadınlarına özel olacak şekilde, onları düşünerek hazırladık. Eğer siz de ev kadını olarak çalışmalarınızı yürütüyor ya da home office çalışmalar ile aktif halde iş yaşamının gereklerini yerine getirmeye çalışıyorsanız bu yazımızı okuyabilir, yaşamınızı bir nebze de olsa kolaylaştırabilirsiniz. Peki, evden çalışan annelere verilecek öneriler neler olabilir? Öncelikle birkaç öneriyi na hatları ile sıralamak isteriz.

  • Gün içinde uygulayabileceğiniz genel bir program hazırlayın
  • İşinizi daha kolaylaştıracak alternatifler geliştirin
  • Zorlanıyorsanız eşinizden ve yakınlarınızdan yardım isteyin
  • Yoğun olduğunuz günler zorunluluk arz etmeyen işlerinizi başka bir zamana ayırın
  • Küçük molalar ayarlayın, bu molalarda kişisel ihtiyaçlarınıza da zaman ayırın

Birazdan detaylarına değineceğiniz bu ufak önerilere dikkat ederek kendinizi çok yormadan hayatınızı idame ettirebilirsiniz.

Evden Çalışan Annelerin Çalışma Düzeni

Evden çalışan annelerin çalışma düzeni onların yaşamlarını daha sağlıklı idame ettirmesi için önemlidir. Belli bir düzen dahilinde evden çalışan anne ve anne adayları yaşamlarını daha kaliteli hale getirip daha az yorularak işlerinin gereklerini yerine getirebilir. Evden çalışan annelere bu konuda verilecek en önemli öneri kendilerine bir program hazırlamaları olur. Nitekim günlük olacak şekilde kaba taslak da olsa hazırlanan program daha çok işin, daha az yorularak yapılmasını sağlar. Program evden çalışan anneler için düzenin en önemli parçası olur. Erken saatlerde kalkarak daha sağlıklı bir süreç içerisinde işlerini idare edebilir. Bu süreçte evin işlerini yapan anne, bebeğine ve kendine de özel zamanlar ayırabilir. Nitekim ister iş kadını ister işini evden yürüten kadınlar olun fark etmez bebeğinize olduğu kadar kendinize de zaman ayırmalısınız. Kendinize ayıracağınız zaman hem kendinize hem de bebeğinize iyi gelecektir. Peki evden çalışan anneler kendilerine günlük işleri için program yaparken nelere değinmeli ve yer vermelidir?

Anne ve anne adayları programlarını yalnızca işlerine ve bebeklerine ayırmalıdır. Kendi ihtiyaç ve dinlenme süreçlerini de planlamalıdır. Tabii anne plan düzenini bebeğinin düzenine göre oluşturmalıdır. Nitekim anneler bebeklerinin ihtiyaç saatlerini oldukça iyi bilirler. Buna göre bir planlama yaptıklarında da kendilerine daha sağlıklı vakit ayırabileceklerdir. Siz de önce bebeğinizi ve kendinizi sonra da işlerinizi düşünerek günlük planlar oluşturabilir, yaşamanın ve bebek büyütmenin mutluluğuna yoğun işlerinize rağmen varabilirsiniz.

Annelerin Evdeki İşlerini Kolaylaştıracak Alternatifler

Annelerin evdeki işlerini kolaylaştıracak alternatifler hakkında bilgiler sunmak ve annelerin işlerini biraz daha kolaylaştırmak için bu konuya da değinmek istedik. Evden çalışmak hem iş hem de ev işleri ile ilgilenmek hem de bebek bakmak oldukça zorlayıcı bir o denli de yorucu ve yıpratıcı bir süreçtir. Anneler bu süreçten oldukça etkilenir ve zaman zaman eski yaşamlarına özlem duyarlar. Annelerin bu süreçte zarar görmemesi ve yoğunluklarının hafiflemesi için işlerini kolay hale getirecek birkaç alternatife değinmek istiyoruz. Peki, anneler, özellikte evden çalışan anneler için işleri kolaylaştıracak alternatifler arasına neler eklenebilir?

  • Mutfakta yemek yapmanızı kolaylaştıracak ürün ve alternatif gıdalar kullanın.
  • Temizlik işleriniz için mümkünse yardım alın.
  • Erken uyanma gayretinde olun. Bu hem sağlığınıza hem de iş için ayırdığınız zamana iyi gelir.
  • Bebeğiniz için de ayrı bir destek isteyebilirsiniz.
  • Kendinize mutlaka zaman ayırın.

Bu unsurlara dikkat ederek ve bunları uygulayarak zorunlu olan işlerinizde daha az yorulacak ve işinizi keyifle yapıp bebeğinize daha iyi bakabileceksiniz. Şunu da ifade etmek isteriz ki bebeğinize iyi bakmanız için sadece en iyi kıyafetleri giydirmek, en iyi bakım ürünlerini ve gıdalarını kullanmanız yetmez. Bebeğinizin sizin mutlu gülümsemenize de ihtiyacı vardır. Siz ne kadar dingin ve ne kadar mutlu olursanız bebeğiniz de bunu hissedecek ve gelişimini en iyi şekilde sağlayabilecektir. Unutmayın güzel olan her şeyin anahtarı siz değerli anne ve anne adaylarının ellerinizdedir.

Anneler Mutlaka Destek Alın

Anneler mutlaka destek alın, yaşadığınız sürecin ne denli zor olduğu annelik duygusunu henüz tatmayan insanlar tarafından da bilinir. Hem kendiniz hem eşiniz hem bebeğiniz hem de eviniz en başta sizin ellerinizdedir. Her ne kadar yardımcı bir eşe sahip olsanız da eve dair, çocuğun bakımına dair pek çok detay sizlerin omzundadır. Bu sebeple de yardım almaktan çekinmeniz gerekir. Eşinizden, yakınlarınızdan, arkadaşlarınızdan ya da yardımcı tutarak yardımcınızdan en iyi desteği alabilirsiniz. Bu destek yalnızca işlerinizde değil bebeğinizde ve sizde de olumlu etkiler yaratacaktır. Evet çok fazla işe yetişmek zorundasınız ve bir anne olduğunuzu ve bunları tek başınıza da yapabileceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Ancak neden kendinizi bu denli yorup mutsuz edesiniz ki. Unutmayın daha önce de ifade etmiş olduğumuz gibi sizin mutlu gülümsemenize ihtiyaç duyanlar var. Sizin mutluluğunuzla yaşamdan zevk alıyor bu ancak sizin kendinizi mutlu hissetmenizle mümkün. Tüm bunları düşünerek her işi kendinize yüklemek yerine biraz da destek alarak kendinizi şımartmalı, dinlenmeli ve kendinize bakacak zamanı yaratmalısınız. Tüm bunları uyguladığınızda ne denli haklı bir öneri sunmuş olduğumuzu daha iyi görebileceksiniz. Unutmayalım mutlu ve sağlıklı ailenin yegâne sırrı mutlu annelerdir.

Siz de Önemlisiniz

Siz de önemlisiniz anneler. Son olarak eşinizden, bebeğinizden, işinizden sizleri biraz uzaklaştırarak sadece kendinize yönelmeniz gereken zamanların da olması gerektiğine değinmek istedik. Hiç evlenmeden, anne olmadan önce neler yaptığınızı düşündünüz mü? Nasıl göründüğünüzü ya da. Birçoğunuz ilk haline dönmeyi istiyordur. Peki neden bebek sahibi olduktan sonra da eski halinize dönmeyesiniz ki. Kendinize vakit ayırarak, spor ve bakım yaparak güzel görünmeniz elbette ki mümkündür. Emziren annelerinize özel olan organik ve sağlıklı diyet ürünlerini tüketerek, düzenli spor yaparak vücudunuzu o eski ve güzel hallerinize döndürebilirsiniz. Yalnızca fiziksel açıdan değil, ruhsal açıdan da iyi hissetmek önemlidir. Güzelliğin anahtarı mutlulukta gizlidir. Mutlu kadın güzel kadındır. Siz de mutlu olmak için kendinize iyi gelecek şeylere yönelebilirsiniz.

Erken Gebelik Belirtileri Neler

Hamilelik dönemiyle beraber, anne adayının vücudunda erken gebelik belirtileri yani gebelik durumu sonucu hormonlardan kaynaklı bazı değişimler meydana gelir. Bazılarında gebelik belirtileri ilk haftalarda görülebilir ama kimilerinde de farklı şekilde ilerleyebilir. Hamilelik belirtileri, kişiden kişiye değişen bir yol haritasına sahip diyebiliriz. Ama genel olarak, hamilelik sürecinde vücut farklı hormonlar salgılar. Aynı zamanda embriyonun rahme tutunması ve rahmin büyümesi gibi nedenlerden dolayı, değişik semptomlar ortaya çıkar. Bu belirtiler ise hamilelik süresince her hafta değişir. Hamileliğin ilk belirtisi olarak gözlemlenen durumlar ise, kan düzeyinde; östrojen ve progesteron hormonlarının artmasıdır.

Ayrıca erken dönemde gebelik belirtileri genel olarak; hafif kanama, memede hassasiyet, sık sık idrara çıkma, baş dönmesi, mide bulanması, regl dönemi gecikmesi, kasık ağrısı, yorgun hissetme gibi çeşitli durumlar ortaya çıkabilir. Ama tabii bunların her biri, her zaman gebeliğe işaret etmeyebilir. Kesin sonuç için, uzman kontrolü önerilir.

Vücutta Erken Gebelik Belirtileri

Hamilelik sürecinin başlaması ile anne adayının vücudu, erken gebelik belirtileri kapsamında farklı semptomlar gösterir. Gebeliğin anlaşılacağı en erken dönemse, uzmanlara göre; ilişkinin ardından geçen 14. gün olarak belirtilir. Bu süreçte, kandan Beta HCG testi yapılabilir ve gebelik durumu belirlenebilir.

Erken gebelik belirtileri ise genel olarak şöyledir:

Hafif Kanama:

Hamilelik sürecinde, erken belirti olarak hafif akıntı ya da kanama gözlemlenebilir. Regl kanamasıyla arasındaki farktan anlaşılır. Bunun nedeni ise embriyonun rahme tutunma çabasıdır. Bu tarz kanamalar görüldüğünde de, bebek için tehlike oluşturabilir bu nedenle kontrol olmakta fayda vardır. Süt renginde ya da beyaz renkli akıntılar ise; implantasyona bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Kasık Ağrısı:

Kası ağrıları da erken dönem gebelik belirtileri arasında gösterilebilir.  Gebeliğin 4. ve 5. haftalarında kasık ağrıları gelişebilir, bu durum da embriyonun rahim içine yerleşmesi sonucu oluşur. Hareketleri kısıtlamayan ağrılar normaldir. Fakat şiddetli ağrı görüldüğünde ve de ağrıya eşlik eden kanama meydana gelirse, doktor kontrolü önerilir.

Regl- Adet Gecikmesi:

Regl gecikmesi de erken gebelik belirtileri arasında görülür.  Her zaman gebelik varlığına işaret etmese de, eğer hamilelik şüphesi içindeyseniz test yaptırmanızda fayda vardır.

Memelerde Hassasiyet:

Hamilelik sürecinde hormonal değişimler sonucunda, memelerde ağrı ve hassasiyet oluşur. Meme uçlarının büyümesi, renginin koyulaşması gibi görülebilen bu değişimler, gebeliğin ilk zamanlarında ortaya çıkabilir. Ya da ilerleyen dönemlerde de görülebilir.

Yorgun Hissetme:

Gebelik nedeniyle progesteron hormonu salınımı artar ve anne adayının kendini yorgun hissetmesine sebep olur. Gebeliğin ilk 3 aylık zamanında çok sık rastlanır. Gebeliğin bu ilk sürecine ise trimesteri adı verilir. 

İdrara Çıkışların Artması:

Anne adayının sık idrara çıkışları, embriyonun döllenmesinin ardından yaklaşık ikinci ve üçüncü haftalarda yoğunlukla görülür. Sebebi ise vücut içinde gelişen hormanal değişimlerdir. Gebeliğin ilerleyen aşamalarında ise, bebeğin büyümesiyle beraber rahim de büyür ve mesaneyi sıkıştırır. Mesane sıkışması nedeniyle de, anne adayı sıklıkla idrara çıkma ihtiyacı yaşar. Ama idrar esnasında; yanma, ağrı gibi durumlar olursa idrar yolu enfeksiyonu olabileceği için, kontrol olunması gerekir.

Baş Ağrısı- Baş Dönmesi:

Baş ağrısı, erken gebelik belirtileri  olarak özellikle migren rahatsızlığı olan kişilerde görülebilir. Hormonlarla alakalı değişime nedeniyle görülen baş ağrıları, anne adayının kaygılı-stresli olması sebebinden de oluşabilir. Aynı zamanda, kan damarlarında genişleme nedeniyle, tansiyon düşer ve baş dönmesine yol açar.

Koku Hassasiyeti:

Anne adayında, herhangi bir kokuya karşı hassasiyet gelişebilir. Sevilen bir yemeğe karşı ya da herhangi bir parfüm kokusundan dolayı mideniz bulanabilir.

Gebelik Nasıl Anlaşılır?

Erken gebelik belirtileri  ya da genel hamilelik belirtileri sonucunda, gebe olma durumunuzdan şüphe ediyorsanız, kesin sonuç için test yaptırmanızda fayda vardır. Regl döngüsü gecikmesi ve diğer belirtiler sonucunda, net sonuç için doktor kontrolü önemlidir. Böylece izleyeceğiniz yolu sağlıklı bir şekilde ilerleyebilirsiniz.

• Gebelik kontrolü için, idrar testi: Eczanelerde birden farklı türde gebelik test kitleri satılır. Herhangi bir tane alabilir ve test yapabilirsiniz. Doğru sonuca ulaşmak için, paketin açık olmamasına ve hava ya da nem ile temas etmemiş olmasına dikkat etmenizi öneriyoruz.

• Kan testi: Sağlık kurumlarına gidebilir ve kan testi yaptırabilir. Kesin sonuç için, kan testi önerilir.

Erken Doğum Ne Demek?

Erken doğum ne demek? Erken doğum, hamileliğin beklenen bitiş tarihinden ve ideal ola hamilelik süresinden önce yaşanmış olan doğum şeklinde tanımlanabilir. Erken doğum hem annenin hem de bebeğin sağlığını oldukça olumsuz yönde etkileyebilir. Erken doğumun pek çok nedeni olabilir ancak yine de kesin şu nedendendir, şeklinde bir ifade de genelde kullanılamaz. Sağlıklı bir hamilelik açısından 40 haftalık süreç ideal süre olarak kabul edilir. Erken doğum ise doğum olayının hamileliğin 20.haftasından sonrasında ve 37. haftasından da erken başlamasıdır.

Erken doğum nedir? Hamileliğin son haftası, anne karnındaki bebeğin sağlıklı şekilde gelişebilmesi açısından oldukça hayati bir öneme sahip olan bir dönemdir. Bu nedenle erken doğmuş olan bebeklerin gelişimlerini tam olarak tamamlayamadığını ve özellikle de kulak, göz, sinir ve solunum sistemleri gibi pek çok bölgede sağlık sorunlarıyla karşılaşılabileceğini söyleyebiliriz.

Erken Doğum Olasılığı

Erken doğum olasılığı için günümüzdeki oranlara baktığımızda her 10 tane bebekten birinin erken doğduğunu söyleyebiliriz. Bazı erken doğumlarda aslında risk faktörleri ekarte edilebilmiş oluyor. Ancak bazı erken doğumlarda ise bu risk faktörlerinin olumsuz bazı sonuçları ile karşılaşılıyor. Erken doğum belirtileri ise şu şekilde sıralanabiliyor:

• Vajinal akıntıların çoğalması ya da sulu, kanlı, yoğun vb. şekilde değişikliğe uğraması,

• Doğum kasılmalarının yaşanması (Her 0 ila 15 dakikada bir kasılma olması),

• Adet sancısına benzer sancılar olması,

• Kasık veya alt karın bölgesinde basınç hissedilmesi,

• Devamlı süren bel ağrısı,

Yukarıda saymış olduğumuz belirtiler, özellikle hamileliğinizin 38.haftasından daha öncesinde görülürse, bir tanesi bile gerçekleşse doktora veya hastaneye başvurmak gerekir. Eğer riskli bir hamilelik geçiriyorsanız bu belirtilere daha da çok dikkat etmenizi tavsiye ederiz.

Erken Doğum ile Yalancı Doğum Kasılmalarının Farkları

Erken doğum ile yalancı doğum kasılmalarının farkları vardır. Hamileliğin son 4 ila 8 haftasında ağrısız ve düzensiz şekilde rahim kasılmalarının yaşanmaya başlaması oldukça normal bir durumdur. Ancak rahim bölgesini doğuma hazırlamakta olan bu kasılmaları takip etmek de son derece önemlidir. Çünkü bu kasılmalar, bir erken doğum olacağının belirtileri olan kasılmalar da olabilir.

Kasılmaların bir erken doğum kasılmaları olup olmadığını anlayabilmek adına avuç içinizi karnınıza koyabilir ve bu kasılmaların süresini ve sıklığını takip edebilirsiniz. Eğer bu aşamada kramplar ve kasılmalar sıklaşırsa o zaman hemen bir doktora veya hastaneye başvurulması gerekiyor.

Erken Doğum Konusunda Kimler Risk Altındadır?

Erken doğum konusunda kimler risk altındadır? Elbette bu konuda ileri yaşta hamilelikler geçirenler veya riskli hamilelikler geçirenler daha dikkatli olmalıdır. Buna göre hangi anne adaylarının erken doğum konusunda daha büyük risk altında olduğunu şu şekilde maddelere ayırabiliriz:

• Uyarıcı bazı belirtilere sahip olan kişiler,

• Önceki hamileliklerinde erken doğum yaşayanlar,

• Alkol ve sigara tüketenler,

• İkiz ya da daha çok bebeğe hamile olanlar,

• Hamilelik sırasında kanama yaşayanlar,

• Vajinal ya da üriner enfeksiyonlar geçirenler,

• Daha zayıf olan kişiler (Özellikle de 45 kilo altında olanlar),

• Rahimde şekil bozuklukları olanlar,

• Rahminden öncesinde cerrahi bir müdahale geçirmiş olanlar risk altındadır.

Erken Doğum Engellenebilir mi?

Erken doğum engellenebilir mi? Erken doğum açısından uyarıcı olan belirtilere ne kadar çok dikkat edilirse ve aynı zamanda doğum ne kadar önce bir vakitte saptanabilirse aynı oranda da engellenebilir veya erken doğum geciktirilebilir. Bu durum da bebeğinizin son hamilelik dönemindeki gelişimini tamamlayabilmesi açısından bebeğe ve anneye zaman kazandırmış olur. Erken doğumu önleyebilmek için yapılması gerekenler ise şu şekilde sıralanabilir:

• Erken doğum uyarıcı belirtilerinin farkında olmak gerekir.

• Düzenli şekilde hamilelik kontrollerine gitmek gerekir.

• Beslenme düzenine ve şekline dikkat edilmesi önemlidir.

• Sağlıklı bir yaşam ve sigara gibi riskli olan madde ve gıdalardan uzak durulması gerekir.

• Ayrıca doktorun tavsiyelerine de özenle uyulması önemlidir.

Emzirme Döneminde Sütü Arttıran Etmenler

Emzirme dönemi anneler için çok önemlidir ve süt arttırmak için çok çaba gösterilir. Bu konuda dolaşan bilgi kirliliği de oldukça fazladır. Özellikle annelerin kafalarını karıştıran bu bilgiler, doğruluğu teyit edilmeden uygulanmamalıdır. Emzirme döneminde sütü arttıran etmenler arasında en önemlisi annenin düzenli ve dengeli beslenmesidir. Aç kalmayan bir annenin sütü beslenme nedeniyle neredeyse hiç azalmaz. Sütün kalitesini en çok etkileyen etmen beslenme olsa da , anne sütünün miktarını arttırmada çok etkili olan besin sayısı oldukça azdır.

Anne sütünü arttıran bir diğer koşul da annenin bol miktarda sıvı tüketmesidir. Susuz kalan annenin süt miktarı azalır ve bu durum bebeğin yeteri kadar beslenmesini engeller. Bu nedenle annenin su tüketiminden emin olmak gerekir ve bazı takviyeler de bu dönemde doktor önerisi ile kullanılabilir. Suya ek olarak süt ve ayran gibi içeceklerin de tüketilmesi gerekir. Çay ve kahve gibi içeceklerin bol miktarda tüketilmesi annenin vücudumdaki su miktarını azaltacağı için yeni annelere önerilmemektedir. BU içecekler günlük alınması gereken sıvı kategorisine girmez, hatta eğer çok tüketiliyorlarsa bu içeceklerden daha fazla su tüketilmesi gerekir.

Süt Arttırıcı İpuçları

Annelerin süt miktarının artması ya da azalmaması için stres en büyük faktördür. Stres annenin sütünü bir gecede kesebilir ve bu nedenle bebeğin gelişiminde önemli rol oynayabilir. Annenin stresten uzak bir yaşam sürmesi ve dinlenmesi süt miktarını da kalitesini de arttırır. Süt arttırıcı ipuçları arasında anneler için rezene çayı da vardır. Doktorlar tarafından aksi söylenmedikçe anneler için uygun bitki çaylarından bir tanesidir.

Anne sütü arttırmak için günlük beslenmede ana öğünleri ve ara öğünleri tam olarak yapmak çok önemlidir. Öğün atlanması annenin alması gereken kaloriyi engelleyeceği için süt oluşumunu da azaltır. Bu dönemde annenin alması gereken kalori miktarı da artar. Bu miktarın kaliteli bir şekilde anneye verilmesi sütün artmasını sağlayan etmenlerin başında gelir. Düzenli ve dengeli beslenen bir annenin sütü eğer bebeği de emmek istiyorsa neredeyse hiç azalmaz.

Bulgur Süt Arttırır mı?

Halk arasında süregelen bilgilerden bir tanesi de bulgurun süt arttırıcı etkisi bilgisidir. Bulgur bebeklerde ve annede gaz oluşumunu arttırır ve süt oluşumuna neden olmadığı gibi gazın da en büyük faktörlerindendir. Anne adayları sütleri artsın diye bol miktarda bulgur yediğinde bebeğin gaz sorunun oluşmasına yardımcı olur. Bu nedenle tüketilmesi gereken miktardan fazla bulgur tüketmemeye özen göstermek gerekir. Aksi takdirde bebekte sizi de rahatsız edecek düzeyde gaz sorunu meydana gelebilir.

Anne adaylarının süt arttırmak için doktor takviyeleri dışında uygulamalar yapması önerilmez. Anne sütü her bebeğe ve annesine göredir, bu nedenle başka kişilerden duyulan bilgilerin uygulanmaması gerekir.

Emzirmeye Bağlı Göğüs Ucunda Yaşanacak Sorunlar İçin Öneriler

Anne adayları için en keyifli durumlardan bir tanesi de şüphesiz emzirmedir. Anneler için oldukça önemli olan bu konu beraberinde bir takım sorunları da getirebilir. Bu sorunlardan en önemlisi göğüs ucunda meydana gelebilecek sorunlardır. Emzirmeye bağlı göğüs ucunda yaşanacak sorunlar için öneriler her anne tarafından mutlaka uygulanmalıdır. Aksi takdirde annenin emzirme konforu bozulur ya da bebek süt emmemeye başlayabilir.

Emzirme döneminde nadir de olsa bazı anneler göğüs ucunda yaralanma veya çatlaklar meydana gelebilir. Bebeğin etkilenmesini istemeyen anneler de bu durumu çözmek adına birçok çaba gösterir. Özellikle bitkisel çözümler, anne adaylarının ilaç kullanmama isteğine de karşılık verir. Bu öneriler ile siz de göğüs yaralarınızın oluşmasını engelleyebilir ya da oluşan yaraların ortadan kalkmasını sağlayabilirsiniz.

En Etkili Öneriler

Göğüs ucundaki çatlakları ve yaraları önlemek için en etkili yöntemlerden bir tanesi göğüs ucuna uygulanacak komprestir. Bu kompresin sıcağa yakın bir su ile yapılması gerekir. Hareketleri yaparken göğüse çok fazla baskı uygulamamaya da dikkat edilmelidir. Baskının fazlalaştığı durumlar göğüste ağrı meydana getirebileceği için bu duruma imkan verilmemelidir. En etkili öneriler arasında göze çarpan bu yöntem, her anne tarafından kullanılabilir.

Göğüs ucu için yapılan pedleri kullanmak anne adaylarını büyük ölçüde rahatlatacaktır. Bu pedler çatlakların oluşmasını da başından engeller. Yaralanmaların oluşmasına zemin hazırlayan durumları da ortadan kaldıran bu pedler her annenin kullanabileceği kadar kolaydır. Doktorlar tarafından da kullanılmasında bir sakınca görülmeye göğüs pedi, çok uzun zamandır emziren annelerin en iyi yardımcısıdır.

Uygulanacak Diğer Yöntemler

Bu dönemde doktorunuz ile iletişim halinde olmanız son derece önemlidir. Eğer göğüs ucu yaralarınız çok ciddi boyutlara geldiyse doktor tarafından verilen solüsyonların da kullanılması gerekir. Bu solüsyonların bebeğe zararı yoktur ve doktor önerisi ile rahatlıkla kullanılabilir. Süte de etkisinin bulunmaması anne adaylarının gönül rahatlığıyla kullanmasına yardımcı olacaktır. Uygulanacak diğer yöntemler arasında en sık bilineni bu soruna yönelik oluşturulmuş kremler veya solüsyonlardır.

Kudret narı da bu yaraları ortadan kaldırması ile ünlenmiştir. Anne adayları farklı şartlarda üretilmiş krem kullanmak istemiyorsa kudret narı da oldukça faydalı olacaktır. Hücre yenilenmesini arttıran ve bu sayede çatlakların önlenmesine de yardımcı olan kudret narı son zamanlarda anneler tarafından sıklıkla kullanılır.

Göğüs ucu yaralarının oluşmasına neden olacak yanlış uygulamaları da bilmek bu sorunların önlenmesine yardımcı olacaktır. Eğer bebeği yanlış pozisyonda emziriyorsanız bu durum büyük oranda yaralanmaların meydana gelmesini sağlayacaktır. Bu nedenle bebeği emzirme pozisyonunuza özel olarak dikkat etmeniz gerekir. Eğer bu pozisyon uygun değilse, kullanılan diğer yöntemlerin de işe yarama oranı düşecektir. Bu nedenle emzirme döneminde anne adaylarına doğru pozisyon ilgili de eğitim verilmeli ve bebeği emzirme önerileri aktarılmalıdır.

Kullanılacak bir diğer yöntem de meme ucuna uyumlu emme başlıklarıdır. Bu başlıklar bebeğin yanlış emmesinden kaynaklanan yaraları veya çatlamaları engelleyecektir. Anneler bu sorunu kökünden çözmek istiyorsa, bu uygulamayı tercih etmeli ve bebeğin refleksinden kaynaklı yaraların ortadan kalkması sağlanmalıdır.

Göğüs ucunda meydana gelebilecek ağrılar için de bu yöntemler kullanılabilir. Bebek emziren annelerin bu durumları ortadan kaldırması için mutlaka rahat ve pamuklu sütyen tercih etmeleri gerekir. Eğer sıkı ve rahatsız sutyenler kullanılırsa anne adayının göğsünde ağrı ve sızlama gibi sorunlar da oluşur. Bu öneriler anne adaylarını rahatlatacak ve ağrılar nedeniyle bebeğin emme sorunu yaşamasını da engelleyecektir. Hemen her annenin rahat uygulayabileceği bu yöntemleri siz de kolaylıkla evde uygulayabilirsiniz.

Emekleyen Bebekler İçin Alınması Gereken Önemler

İlk doğduğu günden, büyüyüp evlenmesine kadar her zaman bebek kalan çocuklarımızın adımlarını atmaya başladığı emekleme dönemleri de ebeveynleri çok zorlamıştır. Emekleyen bebekler için alınması gereken önlemler ile bu zorluk en aza indirilmeye çalışılmıştır.  Bebekler bulundukları alanda gezmeye başladıkları için tehlikeye açıktır. Bu her ne kadar bebeklerin keşfetme ihtiyacından dolayı olsa da, onların kötülüğüne neden olacak olaylar da gelişebilir. Emekleyen bir bebeğin korumaya alınmadığı durumlarda her an gözden kaybolabilir. Bu duruma dikkat edilmediğinde de birçok kaza yaşanmıştır. Üzerine mobilya devrilen, sıcak su devrilmesi nedeniyle yanık sorunu yaşayan, prize elini sokup elektrik akımına maruz kalan bebeklerin yaşadığı kazaların nedeni de hep önlemlerin yetersiz olması olmuştur. Bu nedenle ailelerin bebekleri için özel ilgi göstermesi gereken dönem kesinlikle emekleme dönemidir.

Yeterli önlemler alındığında neredeyse bütün kazalar önlenebilir. Yazımızda bulunan önlemler, bebeklerinizi korumak için yeterli olacaktır.

Emekleme Sürecinde Alınabilecek Basit Önlemler

  • Emekleme sürecinde alınabilecek basit önlemler, ilk olarak elektrik alanlarının güvene alınmasıdır. Kablolarda yaşanabilecek herhangi bir elektrik kaçağına karşı mutlaka kablolar bebeğin ulaşabileceği yerlerden kaldırılmalıdır. Elektrik kablolarını duvara monte ederek üstüne elektrik iletmeyen koruyucular takılabilir. Ayrıca prizlere kapak taktırmak da yine en basit ve etkili yöntemlerdendir.
  • Bebekler bu süreçte her yeri keşfetmeye çalışacağı için dolapları ve çekmeceleri karıştırma eğiliminde bulunacaktır. Bu nedenle bebeklerin erişebileceği tüm dolap ve çekmecelerin kilitlenmesi gereklidir. Çekmeceleri açıp üstüne tırmanan bebeklerin çoğu üstüne düşen mobilyalar nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu durumun engellenmesi için mobilyaların duvara monte edilmesi de çok önemlidir. Deprem gibi durumlarda da bebeğin mobilyaya yakın yerlerde olması da büyük kazalara yol açabileceği için en etkili yöntemlerden birisi de bu olacaktır.
  •  Bebeğin üstüne düşebilecek ya da bebeğin çarpması ile kırılabilecek tüm eşyalar da kaldırılmalıdır. Çünkü bu eşyaların kırılması bebek için büyük zararlara yol açabilir. Bebek henüz eşyaları ve onlardan gelecek zararları kavrayamadığı için bu eşyaları kırma ihtimali de çok yüksektir.

Emekleme Sürecinde Alınabilecek En Etkili Yöntemler

  • Emekleme sürecinde alınabilecek en etkili yöntemlerarasında ilki, çok fazla önem gösterilmese de küçük eşyalardır. Küçük olduğu için zararsız olduğu düşünülüp kaldırılmasa da bebeklerin ağzına sığarak boğazını tıkayabileceği için bu eşyalar çok tehlikelidir. Önemsiz gözüktüğü halde birçok bebeğin ölümüne neden olduğu için en etkili yöntemler arasındadır.
  • Birden fazla katı bulunan evlerde merdivenden dolayı kaza yaşayan birçok bebek olmuştur. Bu durumu engellemek için merdivenlerin iniş ve çıkış bölümlerine mutlaka bebek koruma parmaklıklarından takılmalıdır. Bu parmaklıklar bebeğin boyunda biraz daha uzun olup, hafif yapılıdır. Yani evde yaşayan diğer bireyleri zorlamazken bebeğinizi tahmin edilmeyen kazalardan koruyacaktır.
  • Emekleyen bebeğin gözünde eve bakmak da en etkili yöntemler arasında olacaktır. Emekleyerek bebekle birlikte odaları gezmek, bebeğin gözünden oluşabilecek tehlikeleri görmeniz açısında çok önemlidir.
  • Etrafı pürüzsüzleştirmek için elinizden geleni yapın. Koltuk, masa gibi eşyaların sivri uçları da bebeğiniz için potansiyel tehlikeler arasındadır. Bu sivri uçlar için de birçok plastik koruyucu mevcuttur.

Emekleme Sürecinde Akla Gelmeyen Fakat Önemli Önlemler

  • Emekleme sürecinde akla gelmeyen fakat önemli önlemler bebekleri birçok tehlikeden koruyabilir. Bu tür durumları görmezden gelen aileler çoğu zaman pişman olmuştur. Örneğin emekleme döneminde olan bir bebeğe mutlaka rahat kıyafetler giydirilmelidir. Bebeğin reflekslerini kısıtlayacak ya da fırfır gibi düşmesine neden olacak kıyafetler, bu süreçte bebek için en zararlı fakat önemsenmeyen problemler olabilir.
  • Bebek emeklemeye başladıktan sonra her şeyin aynı kalacağını düşünmek de en büyük hatalardan birisidir. Bebeği oyun oynaması için bile olsa korumasız bir alanda bırakmak hatadır. Çünkü siz çorba karıştırırken bile bebeğiniz gözden kaybolup başına bela açabilir. Bu tür problemlerin önlenmesi için her ne olursa olsun bebek bir kişinin daima göreceği yerlerde olmal

Aileler Bebeğin Gelişimini Desteklemek İçin Ne Öğrenmelidir?

Bebeğin gelişimi basamaklarını öğrenmek, çocuktan ne bekleyeceğini bilmek, ebeveynlerin bebeğin sağlıklı gelişip gelişmediğini takip etmesini kolaylaştırır, aynı zamanda çocuğun gelişimini de destekler. Bebeğinin gelişimi hangi aylarda yürümeye başlaması gerektiğini, motor becerilerinin hangi aylar için uygun olduğunu ve zihinsel gelişiminin adımlarını bilen ebeveynler daha avantajlıdır. Bebeğine doğru zamanda doğru aktiviteleri sunar, bebeğini serbest bırakabileceği noktaları bilir ve bebeğinin gelişmesine yardımcı olur. Herhangi bir gelişimsel gecikmeyi gerçekleştirir ve uzmanın desteği ile gereken zamanda gerekli müdahaleleri sağlar. Bu nedenle bebeğin gelişiminin tüm alanlarıyla ilgili eğitimlere ve araştırmalara katılmak için kitap, makale okumak önemlidir.

Yeni Doğan Bebekler İçin Bilinmesi Gereken

Yeni doğan bebeğin çiftlerin iki kişilik yaşamlarına katılacağına dair haberler, planlı ya da planlanmamış olsun, tüm ebeveynleri karmaşık duygulara sürükleyen bir durumdur. Mutluluk, heyecan ve endişe belki de bu duyguların en barizidir. İlk andan itibaren akla gelen soru, “İyi ebeveyn olabilir miyiz?”

Bebek Bekleyen Ebeveynler İlk Önce Ne Yapabilir?

Bebek bekleyen ebeveynler ilk önce ne yapabilir sorusunu cevaplamak çok önemlidir. Dokuz aylık bir dönemde, anne-baba adayının bebek bakımı hakkında temel bilgileri öğrenmek için yeterli zamana sahip olduğu ve her konuda uzmanlaşamayacağı ve birçok şey deneyerek öğreneceği bir gerçektir. Buna ek olarak, mümkün olduğunca fazla bilgiye sahip olmak, çocuk gelişimi ve psikolojisine hakim olmak, ebeveynlerin özgüvenlerini artıracak ve endişelerini azaltacaktır.

Yeni Doğmuş Bir Bebek Ailenin Hayatında Ne Değiştirir?

Yeni doğan bir bebek ailenin hayatında neredeyse çoğu şeyi değiştirir. Bebek aile düzenindeki neredeyse çoğu şeyi etkiler. Ev düzeni, çiftin zaman ve ilişkisi, aile üyeleri ve arkadaşlara ayrılan zaman gibi yeni yaşam bebeğine göre birçok yaşam alanı yeniden şekillendirilecektir.

Yeni doğmuş bebek ebeveyn adaylarının bu değişikliklere hazırlıklı olmaları ve bu süreçte hem bebeklerine hem de kendilerine mümkün olduğunca kontrollü bir şekilde zaman ayırmaya özen göstermeleri gerekmektedir.

Ebeveynler Hazırlanmak İçin Ne Yapmalıdır?

Ebeveynler hazırlanmak için birçok detay vardır. Belki de en önemlisi, bebek bekleyen her iki çiftin eşlerine, çalışan erkek-kadınlara, arkadaşlara ve çocuk rollerine yeni bir rol eklenir; ebeveynlik. Bu yeni role hazırlanmak, sorumluluklarını yerine getirmek ve mevcut diğer rollerle uyumluluğunu sağlamak ebeveynlerin yapması gereken şeyler arasındadır. Anne adayı hamilelik anından salgılanan hormonlar sayesinde hem fiziksel hem de psikolojik olarak anneliğe hazırlanmaya başlar. Dokuzuncu ayda, çoğu anne zaten bebeklerinin bakımı için sorumluluk almaya hazırdır.

*Bu baba için farklı. Çoğu baba, babasının kucağında babalık ve sorumluluk duygusunu daha sonra yaşamaya başlar. Erkeklerin babalığa alışması daha uzun sürer.

Bebekle ilgili endişeden kurtulmanın başka bir yolu, mükemmel bir ebeveyn olmaya çalışmak değildir. Kimse mükemmel değildir ve ebeveynlerin bazı durumlarda yetersiz hissetmeleri doğaldır. Bebek bakımı ve ebeveynlikteki zorlukların hatasız olmayacağı düşünüldüğünde, ebeveynlik konusunda sürekli iyileşen kişinin kaygısı ve suçluluk duygusu azalır.

Çiftler Birbirlerini Nasıl Desteklemeli?

Çiftler birbirlerini desteklemek için üzerlerine büyük bir sorumluluk düşer. Çiftlerin bebek bakımı ve ev işleri ile ilgili beklentileri hakkında konuşmak ve işbölümü yapmak her iki tarafın da rahatlamasını sağlar. Hastane kontrollerine beraber uğramak, diğer ebeveynlerle dertleşmek ve deneyimlerini öğrenmek, beraber alışveriş yapmak ve birlikte ev düzeni oluşturmak çiftlerin birlikte hissedecekleri ve yeni bebeğe birlikte alışacakları aktivitelerdir. Baba adayının yeni doğan bebeğin bakımına dahil edilmesi, bebeği biberonla beslemek, doğumda anne ile birlikte olmak ve annenin rahmine dokunarak bebeğin rahimdeki bebeği ile iletişim kurmak, babasına daha çabuk hazır olmasını sağlar.

Down Sendromu Riski Öğrenme

Hamilelik süresinde yapılan rutin tarama testleri ve tanı testleri ile Down Sendromu Riski Öğrenme saptanabiliyor. Down Sendromu olup olmadığına dair ilk bulgu, ilk olarak hamileliğin 11 ve 14’üncü haftaları arasında tespit edilmekte olup bu haftalar arasında yapılacak ultrasonografi ve kan testi ile tespiti mümkündür. Amniyosentez adına sahip bu işlemde, ultrason altında ince bir iğne ile fetusun etrafındaki sıvıdan gereken örnek alınır. Böylelikle amniyosentez işlemi sona erer. Üçlü ve dörtlü test bir başka tespit aracıdır ve hamileliğin 16-20. haftalar içinde anneden kan alınıp yapılır ve bu nedenle de üçlü ya da dörtlü test adında bilinir. Üçlü test sonucunda ise Down Sendromu’nu tespit edilme olasılığı yüzde 65 olurken bu oran dörtlü testte yüzde 80’lere kadar ulaşır. CVS ise genellikle 1 ile 14. haftalar içinde fetusun ense saydamlığı 3 mm gözüküyorsa, aynı zamanda kromozom anormalliği riski yüzde 25 çıkmışsa ve son olarak üzerine çıkıyorsa kesin tanı için Koryon Villus Biyopsisi yapılır. Buna ek olarak 35 yaş ve üzeri hamileliklerde bu test önerilmektedir. CVS işleminde, ince bir iğne ile bebekten küçük bir eş parça alınması ile gerçekleşir. CVS işlemi ile 46 kromozom test edilmekte olup başta CVS olmak üzere Amniyosentez yöntemleri sayesinde yüzde 100’ye yakın bir koymak mümkün oabilmektedir.

Down Sendromu

Down sendromu bebekteki 21. kromozom çiftinin fazladan bir kromozoma sahip olması sebebi ile ortaya çıkan bir genetik durumdur. Hastalığın belirlileri arasında fiziksel büyüme geriliğinden, karakteristik yüz görünümüne ve orta derecede zihinsel gerilik gibi unsurlar yer almaktadır. Bu hastalık önceden hamilelik sırasında gerçekleştirilen rutin testler ve nihai olarak ise doğum sırasında tespit edilebilir. Hastalığın nedeni henüz tespit edilememiş olmakla genetik farklılık olarak kabul edilmekte, tipik bir yüz siması, badem biçimli göz gibi fiziksel göstergeleri yine ayrıca, düşük kas yoğunluğu, sarkık dil, el ayasında yarık, ayak başparmağı ile ikinci parmak arasında genişlik gibi tipik bazı belirtileri bulunur.

Bunlar arasından bazen hepsi bir arada görülürken bazen ise birkaçının görülmesi mümkündür. Hastalığa sahip olan çocuklarda ek olarak bazı doğumsal kalp hastalıklarına da rastlanabilmektedir. Down Sendromunda genelde olarak oldukça hafif ve orta dereceli zihinsel engele rastlamak olası bir durumdur. Down Sendromlu bir çocuğun ise baştan doğumdan itibaren mevcut potansiyelini ortaya çıkarabilmesi, onu hayata hazırlayacak olan bazı özel destek uygulamalarına ihtiyaç vardır. Genel olarak hastalığın 3 çeşit çeşidi vardır. Down Sendromu Riski Öğrenme erken teşhis için gereklidir.

Down Sendromu Çeşitleri

Trizomi 21 olarak ifade edilen tür, en sık görülen türdür ve bebeğin hücrelerinde 21. kromozomun çift değil de 3 adet olması ile ortaya çıkar. Bu sendrom hastalığa sahip olanların yüzde 95’inde görülür. Translokasyon ise bir diğer tür olmakla birlikte burada başka bir kromozoma eklenmiş ek bir 21. kromozom daha vardır.

Mozaik Down Sendromu nadir görülen bir tür olmasının yanı sıra burada da bazı hücreler 46 kromozoma, bazıları ise 47 adete sahiptir. Bu türde 47 kromozom içeren hücrelerdeki fazladan kromozom 21. Kromozom şeklindedir.

Translokasyon ise genel itibari ile nüfusunun %3-%5’ini oluşturmakta, bu türde ise 21. kromozomun bir parçası koparak sureti ile bir diğerine yapışır. Toplamda 46 kromozoma sahiptir olunur fakat genetik olarak 47 kromozomun bilgisini taşır ve 21. kromozom 3 tane olduğu zaman birey normal karakteristik özellikleri gösterir. Down sendromunun başka türlerinde kalıtımsallık yoktur. Sadece translokasyon tipte ebeveynlerden bir tanesinin taşıyıcı olması durumunda hastalık genetik ve kalıtımsal olmakta ve bu durumun oranı da 3’tür. Eğer taşıyıcı anne ise translokasyonDownsendromlu çocuk doğurma olasılığı  , taşıyıcı baba ise %5 ile 2 arasında yer alır. Down Sendromu Riski Öğrenmek hem sizin için hem de bebeğiniz için erkenden alacağınız en büyük önlemlerden biridir.